| Tiburtina, Roma |
| Tiburtina, Roma |
Otele vardığımızda bize tarihi Siena şehir merkezinin yollarını gösteren bir harita verdiler, oldukça küçük bir şehirmiş Roma'dan sonra çok küçük geldi :)) Ne yalan söyleyeyim ben başta sıkıldım biraz çünkü 4 gün boyunca Roma'nın canlılığından sonra burası biraz nasıl desem.... sönük geldi. Ama bir kaç saat sonra kendimi bir ortaçağ filminde oynuyor gibi hissettim. :))
Siena'nın merkezinde ufak bir ortaçağ kasabası var, etrafına ise yeni şehir inşa edilmiş durumda. Tarihi şehir merkezi UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi'ine alınmış. Bundan daha ziyade bizi fazlasıyla şaşırtan şeyi ise İtalya'nın en fazla turist çeken bölgesiymiş. Bunu okuduğumuzda inanamadık, çünkü bir meydanı, bi tane duomosu, bir tane de kulesi olan bir şehir merkezi, Roma'yı, Floransa'yı ve diğer şehirleri geçip nasıl olur da İtalya'nın en fazla turist alan şehri olabilir diye düşündük.
Bir süre otelde kaldık, belki de bir saat kadar. Otelimizin etrafı kliselerle dolu ve saat başı guguklu saat misali çanlar çalmaya başlıyor. Otelin çok güzel Siena manzaralı terası var. Ordan bizim için henüz yabancı olan bu şehre bakıyoruz. Sanki bir film çekiliyor ve biz de onun içerisindeyiz. Oldukça içten bir ortaçağ kasabası gibi. Daracık sokaklar, kum rengi duvarlar, yeşil panjurlar, kliseler ve çan sesleri... Konuşmadan saatlerce durabileceğiniz bir yer.
| Hotel Bernini terasından bir görünüm |
| Piaza Del Campo meydanında Palazzo Pubblico önünde otururken |
| Duomo |
Duomo'yu gezdikten sonra çıkıp müze tarafına geçiyoruz. Burda görülecek çok bir şey yok açıkçası, Duomo üstündeki façade'lerin orjinalleri var. Biz üst kata çıkıyoruz, Campanile'den yukarı çıkacağız ve tepeden Siena'ya bakacağız. Üst katta papa kıyafetlerinin (sanıyorum onlar papa kıyafetleriydi) sergilendiği yerde yaklaşık 45dk bekledik kuleye çıkabilmek için. 20 kişi alıyorlar en fazla ve her 20 kişinin yarım saat süresi var. Yukarı biraz zor çıkıyoruz, tam bir kule merdiveni, dar ve sürekli dönüyor. Çıkarken başım döndü. Epey bir merdiven çıktıktan sonra yukarıya varıyoruz. Küçük bir balkon gibi burası. Gerçektende 20 kişiden fazlasını almazmış, 20 kişi bile zor sığdık. Ama manzara bir harika!!! Bir şehre tepeden bakmayı çok seviyorum. Yalnız ufak bir sıkıntı var, burası epey rüzgarlı...
Bir süre burda vakit geçirdikten sonra aşağı iniyoruz. Sırada Baptistry ve crypt var. Baptistry, kilisenin vaftizhanesi. Burası da en az kilise kadar güzel.
Crypt görülmeye değer mi tam olarak emin değilim hala, ama madem cobmined bilet aldık girmek şart oldu :)) Burası daha çok yeni bulunmuş, hala kazı çalışmaları devam ediyor. Yerde acılan kuyular var üzerleri camla kaplı, ordan bakıyorsunuz aşağıya. Crypt, ölülerin gömüldüğü kilise mahzeni demek. Ancak bu Crypt'in gezmekte olduğumuz Duomo ile ilgisinin olup olmadığı konusunda bir fikrimiz yok. Çok fazla, hatta neredeyse hiç açıklama yok bu konuda.
Crypt'i gezdikten sonra tekrar Piazza del Campo'ya çıkıyoruz. Bu meydan hakkında bilgi vermeyi unuttum. Burası Sieanın o ünlü at yarışlarının yapıldığı meydan. Biz bu meydanı çok sevdik, Siena'da en çok sevdiğimiz yer burası oldu. Burda zaman zaman oturup zaman zaman diğer turistler gibi yatarak vakit geçirdik. Hatta biralarımızı ve pizzalarımızı elimize alıp bu meydan yemeğimizi bile yedik. :)) Tek sıkıntı benim için biraz fazla serin olmasıydı, Siena'da çok üşüdüm maalesef :))
Siena'da yapılacak şeyler aslında bunlardan ibaret. Bundan sonrasını sokaklarında ve meydanlarında gezmeye ayırıyoruz. Biraz dinlenerek, biraz eğlenerek. :) Tüm akşamımı küçük bir meydanda geçireceğimi söyleselerdi gerçekten inanmazdım buraya gelmeden önce :)) Ben meydanda oturup kafamı boşaltmayı çok sevdim. Bu arada Siena'da hayatımda ilk defa espresso içtim, ancak beğenmedim :) Benim gibi kahve sevmeyen birinden nasıl bir yorum bekliyordunuz ki :))
Siena'dan sevgiler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder